Cem Karaca . Biz
İnsanlar Gülüyordu de! Trende, vapurda, otobüste... Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle! Hep Kahır . Bıktım be! Cem Karaca
Web www.cemkaraca.biz
Hayatı Klipler ve Konser Kayıtları Albümleri, 45likleri Fotoğraf Galerisi Şarkı Akorları ve Şarkı Sözleri Makaleler Ziyaretçi Defteri Site Hakkında Linkler
Cem Karaca Resimi  
Cem Karaca
 
Bana yazdığın son mektubun ucunu Bu sefer bilerek yakmamışsın
Sehre gitmeye karar verdiğini söylüyorsun Sen bilirsin
Verdiğin bu kararın
Sen farkına varmamışsın
   


Hoşçakal Cem Karaca, Raffi A. Hermonn

BİA (Paris) - Sadece "ergenlik" ya da "gençlik" yıllarımın "idolünü" değil, Erivan ’dan taa Tours Üniversitelerinde "öğrencilerin gelmiş oldukları ülke diliyle şarkı söylemeye" davet edildiği toplantılarda, şarkılarını söylemekle yetinmeyip, onun Alevi - Azeri Peder Bey ve Hıristiyan Ermeni Valide Hanımıyla, ortaya çıkan müthiş zengin kimliğini ve Türkiye’deki yerini, durup dinlenmeden anlattığım "Protest Song'un Türkiyeli babası" Cem Karaca’mı kaybettim.

Cem Karaca’nın; mutlaka, Valide Hanım’ının Hıristiyan Ermeni oluşu üzerinde durulmayacak "o zaten kendisini Türk kabul ederdi" gibi, kolay ve sanki "panik" içeren, ona acele ve zoraki yapıştırılan etiketler söz konusu edilecek.

Kim ne derse desin, istense onun "kızıl elmacı bir Türk veya köktendinci bir islamcı olduğu!" gibi (Cem Karaca’nın deyimiyle) "kasıkların tutula tutula gülüneceği" sözler yazılıp çizilsin, Türkiye’deki Ermenilerin, ulusal kimliklerinin oluşumunda, kendisine rağmen de olsa, rol oynamış olduğu bir vakıadır.

atlayalım, patlayalım, veya alınlarımızın ar damarları fırlasın isterse. Kimsenin, geriye giderek tarihin değişemeyeceği gibi, red edemeyeceği bir durumdur bu.

Aslında; herhangi bir ülkede, toplumun "çoğunluğa ait olduğu" iddia edilen bir sanatçının "azınlık"a ait bir halkın ulusal kimliğinin belirlenmesinde, rol oynamış olması, onur duyulması gerektiren bir tavır olması beklenirken, Türkiye’nin tersine, bir kompleks duyarak, bundan rahatsız olacağı ve olduğu da bilinmektedir.

1960’ların sonundan beri; yaşayan Ermeni azınlığın, Türkiye’de yükselen, muhalif gençlik hareketlerini, kendisine yakın hissetmesi, bir tesadüf olamazdı. Ermeni azınlık; çoktandır yüksek sesle söyleyemediği şikâyetlerini, nihayet dile getirebilecek bir kürsü olarak, bu gençlik hareketlerini bularak sevindi.

Tabiî ki çoğu; bu sevinci pasif yaşarken, çok azı da, yer üstü ve yeraltı sol örgütlerde, bilfiil görevler üstlenerek, hatta kurucuları arasında yer alarak, aktif olarak yaşadı!

Türkiye’deki gençlik hareketi, kuşkusuz kendi "kültür"ünü ve sonuçta "idoller"ini de doğuracaktı. İşte Cem Karaca bu hareketin idollerindendi. Ermeni (genç) azınlık için ise; kendisi tarafından sıkça dile getirilmezse bile, milyonların idolü olmuş birisinin, kısık sesle de olsa, Ermeni kökenli olmuş olmasının bilinmesi, bir övünçtü. Övünçler ise, ulusal kimliklerin oluşmasında en temel öğelerdi.

Onun; (o yıllarda, Ermeni kökenli, tanınmış Türk sanatçı veya siyasetçilerin, mutlak surette kendi asıllarını, büyük titizlikle, saklamış olduklarını hatırlarsak) benzerlerinin tutumuna inat, Ermeniliğini inkâr etmemiş, her vesilede, mezun olmuş olduğu "Esayan özel Ermeni Lisesi" ve değişik Ermeni kültür derneklerine gidip, çatır çatır Ermenice konuşup, anılarını anlatan, İrma Felekyan Toto ’nun da oğlu olmuş olması, işte Ermeni azınlığın kendisinden haklı bir gurur duymasını ve bu gururun da, Ermeni Ulusal Kimliği’nin oluşmasında, kuşkusuz olumlu bir etki yapıyordu.

1970-80 arası; "yüksek sesle ses çıkarmayan, ancak kimin ne olduğu konusunda hayli ‘derin’ bilgilere sahip" ülkemizin ilgili birimlerinin, arada sırada, her ne kadar medyadan gizlenmek istense de, şu veya bu "Türk" sanatçının "aslında ne olduğu!"nu anımsatan tutumlarda bulunması, Ermeni ve diğer azınlıkların, kendiöz kimliklerine daha da sarılmasına yarıyordu.

Devletin; "asimilasyoncu" politikalar üretme arzusunun telaşlı histerikliği, ona kendince "Türk olmayan!" unsurlara karşı, amansız bir baskı uygulaması yaptırtıyor, ancak bu "telaşlı uygulamalar" silahın tamamen ters tepmesine neden oluyordu. Sürekli: "Ya bana benze, ya da çek git!" tavrı, "madem senden saymıyorsun beni, o zaman benliğim büsbütün kuvvetlenir, bir yere de gitmem, farklı olduğumu hatırlattığın için, sana teşekkür ederim!" tepkisini doğuruyordu, sosyo-psikolojik olarak.

İşte; 70’lı yıllarda, Cem Karaca’nın, büyük bir ihtimalle "Kır atın, Sivaslı Ermeni Fedai Murat ’ın simgesi olduğunu" bilmediği ve dolayısıyla bunu aklının ucundan bile geçirmeyerek bestelediği "beyaz Atlı şimdi geçti buradan" şarkısı, MİT tarafından "Ermeni propagandası yapıyor!!!" gerekçesiyle yasaklanıyor, durup dururken "Cem Karaca" ve "Ermeni" isimlerinin, yan yana anılması, Türkiye Ermenilerinin, içten içe, Cem Karaca ismi üzerinden "Ulusal Kimlikleri"nin perçinleşmesini sağlıyordu.

Yeni Dünya Sanat Topluluğu ile, o yıllarda, Türkiye’nin "protest song" şarkıcılarına vokalistlik yapmış olmam, bir gün beni, Cem Karacayla şahsen karşılaştıracak ve küçük dilimi yutmama neden olacak kadar, yavaş ama düzgün, Ermenice konuştuğuna tanık olduğum, ergenlik ve gençlik yaşlarımın idolü Cem Karaca hayranlığımın, dalga dalga büyümesine, neden olacaktı ...

Robert College ’de okurken, okulu astığı günler, sevgili Valide Hanımı’nın, Peder Bey’e söylememesi için, sanki "gizli kod"u bulmuştu Cem Karaca ... Anneciği İrma Felekyan Toto’ya Ermenice "Mamacigıs" yani "Anneciğim" diye başlayıp, Ermenice konuşması, küçük Cem’in affedilmesini sağlıyordu.

Küçük Cem’in; "Anadilini" öğrenmesi karşılığında, minnacık afacanlıklar yapması, hatta bazan okulu asması, anneciği tarafından hoş görülüyordu. İnsan bu koşullarda öğrendiği "anadil"ini hiç unutur muydu? İmkânı yoktu.

"Ses" dergisinin, geleneksel "Liselerarası Altın Ses Yarışması" na, 76’daydı sanırım, ilk kez bir Ermeni Lise, Özel Karaköy Getronagan Ermeni Lisesi de katılıyordu. Bu okuldan yarışan delikanlı "Ermeni" ismi anons edilir edilmez, Harbiye’deki Spor - Sergi Sarayı’nda, on bine yakın gencin yuhalamasıyla, sahnede bulmuştu kendini. Ancak Karaca’nın "Bugün sen çok gençsin yavrum!" şarkısını, evvelalah, söyledikten sonra, kendisini yuhalayanların, şimdi çılgınlar gibi alkışlamaları, mâsum ve tatlı intikamının almasına neden oluyordu. Üstelik, (moda olan bir başka Karaca şarkısı) "Parka" nın istenmesi, hatta tezahürat sonucu, tribünün çöküp, seyircilerin, Rıza Silahlıpoda - Ritm 68 Orkestrası üzerine düşmesine neden olmasıyla, hınzırca sevinen gencin, yıllar sonra bu satırları yazacağı akla gelmezdi tabi.

Ermenistan’ın; bugün en başarılı, sivri zekâlı, müthiş nüktedan, günlük gazetelerde siyasi ve sosyal karikatürleriyle tanınmış sanatçısı Sukias Torosyan 1992 yılından itibaren karikatürlerini artık "TOTO" diye imzalamaktadır.

"Azg Armenian Daily" adlı günlük siyasi gazetede (Ermenistan’da) çalışırken, İrma Toto Felekyan, yani Cem Karaca’nın "Mamacığı"nın vefatı nedeniyle, yapılan görkemli cenazeyi, Türk gazetelerinden çevirmiş, deneyim ve yorumlarımla, kendisi, Mehmet ve Cem Karaca hakkında, tam sayfa yazmıştım.

Bu yazı vesilesiyle, yer yerinden oynamış, gazeteye şahsen gelen, telefonla arayan insanlar, daha ayrıntılar istemişlerdi. En ilginci; her gün birlikte mesai yaptığımız karikatürist dostumun, gözleri dolu dolu, yanıma gelip, babasının beni mutlaka görmek istediğini iletmesi olmuştu. Evlerine gittiğimizde, çekmecelerden, özenle resim ve mektuplar çıkmış ve "Bu o, onlar değil mi?" diye ürkek sorular sonrasında, bir zamanlar, giyim şekli, konuşma tarzı, şarkı söyleme stili, ama her şeyiyle taklidini yapacak kadar, "hasta"sı olduğum "idol"üm, sevgili Cem Babanın, öz be öz kuzeniyle, Erivan’da aylardan beri, farkında olmadan çalışmış olduğumu anlıyordum.

O gece; masalar donatılmış ve benden Cem Karaca ve ailesi hakkında konuşmamı, konuşmamı ve konuşmamı dinlediklerini, beni dinlemeyip içtiklerini hatırlıyorum, işte o günden beri, Ermenistan’ın en kaliteli siyasal-toplumsal karikatüristi (aynı zamanda, opera sanatçısı, tiyatrocu ve senarist) sevgili Sukias Torosyan, İrma Felekyan’ın sahne adı "Toto"yu kendine isim olarak aldı ve bugüne dek, eski Sovyetler Birliği coğrafyası gazetelerinde çıkan karikatürlerini, böyle ("TOTO") diye imzalamaktadır.

Bunun "kirvesi" olduğumdan dolayı, Türkiye’nin değerli sanatçılarından birinin adını, Ermenistan’ın değerli bir sanatçısının, adını değiştirerek, almasına vesile olduğum için, bugüne dek kendimi mutlu hissetmekteyim.

Ne acayip bir şey bu Ya Rabb’i?

Cumartesi akşam... Paris’in Ermenilerin yoğun olduğu, Alfortville’de, eski İstanbullu bir Ermeni olan Vahak ’ın lokantasındaydık. Sabaha dek Ermenice ve Türkçe şarkılar, havada birlikte raks ettiler. Her zamanki gibi, benden bir Cem Karaca şarkısı istediler.

Ve ben ... İlk kez olarak istemedim söylemeyi, sesimin yorgunluğunu bahane ederek, o saatlerde Cem Babayı ebediyete yolculadığımızı bilmeden...

Gerçi; "son sözünü" söyleyemeden gittin Cem Baba, çünkü son yıllarda, yeni bir söylem, yeni bir mesaj geliştirememiştin. Kendini çok yorduğundan olacak belki de ...

Ama bugüne kadar, bana ve milyonlarca "gence ve genç kalanlara" tüm verdiklerin için sana teşekkürler borçluyuz!

Nur içinde yat Cem baba!

* * *

Kaynak: Bianet

MAKALELER VE RÖPORTAJLAR
  • Bir Anadolu Rock Operası Olarak Safinaz [2006-12-28]
  • Kendi ağzından Cem Karaca [2006-12-28]
  • Cem Karaca İngiliz basınında!,The Guardian [2004-03-09]
  • “Tears in the picture” and... Cem Karaca, SKY LIFE [2004-03-01]
  • Cem Karaca: Sanat Yapar, Sema Sak [2004-02-24]
  • Cem Karaca dönek mi?, Haydar Ergülen - Radikal [2004-02-18]
  • Tamirci Çırağı, Naim Dilmener (Radikal) [2004-02-15]
  • Tanrı Sahnede, Can Dündar [2004-02-13]
  • Karaca; imparatorluk çocuğu, Ömer Lütfü Mete - Sabah Gazetesi [2004-02-13]
  • At bizim, avrat bizim, silah bizim, şan bizim.. , H?ncal Uluç [2004-02-10]
  • Nota ve tekbirle, Nebil Özgentürk [2004-02-10]
  • Hep kahır Bıktım Be!, Sefa Kaplan - Hürriyet Gazetesi [2004-02-09]
  • Hoşçakal Cem Karaca, Raffi A. Hermonn [2004-02-08]
  • Derviş Cem şimdi Geçti Buradan, Milliyet Gazetesi [1999-04-18]
  • Cem Karaca-Edirdahan Yeniden Kuruldu, HEY Dergisi 1978 [1978-01-01]
  • CEM – FERİDE Karaca Günü Geçmiş Bir Balayı Yaşıyorlar, HEY [1974-01-01]

  • Bir Ceviz Ağacı Cem Karaca 1 Mayıs'ın Devrimcisi, İşçinin Tamirci Çırağı

    Toplumsal sorunlar, barış özlemi, sevgi, adalet arzusu... Cem Karaca şarkılarının vazgeçilmez temalarıdır bunlar. Gözü kara bir anlam bulurlar halkın sözlerinin yankılandığı Cem Karaca müziğinde...

    Şarkı sözleri, gücünü Anadolu ezgilerinden alan müziği, kitleleri ayağa kaldıran tesirli sesi ve sıra dışı politik duruşuyla döneminin en önemli şahsiyetlerinden biri olan Cem Karaca’nın hayatı ibret verici bir kitabe adeta...

    8 Şubat 2004’te aramızdan ayrılan müziğimizin aykırı, asi ve unutulmaz sesi Cem Karaca, ölümünden iki yıl sonra bilinmeyen yönleriyle bu kitapta karşımıza çıkıyor. "Doğuma da ölüme de çiçekler yolluyoruz" diyen ve hayatını dolu dolu yaşayan Türkiye’nin isyankar gür sesli sanatçısı Cem Karaca’nın, doğumundan ölümüne kadar 59 yıllık yaşamı manevi oğlu Genco Sabancı tarafından kaleme alındı. Türkiye’nin en önemli müzik adamlarından birinin hayatıyla bizleri yeniden tanıştıran eser, aynı zamanda Türk müzik ve politik tarihine de ışık tutuyor. SATIN AL

    Yayın Yılı: 2006
    336 sayfa
    İthal
    13,5x21 cm
    Karton Kapak
    ISBN:9759129655
    Dili: TÜRKÇE

     

     


    Ana Sayfa | Hayatı | Albümleri | Fotoğrafları | Akor/Söz | Klip | Makaleler | Ziyaretçi Defteri | Hakkımızda | Diğer Websiteler

     
     


    Çetiner Yazılım & Web Tasarım
    Cem Karaca mp3, şarkı sözleri, klip, şarkı akorları 1999 - 2008 . Tüm Hakları Saklıdır ,
    Bu sitesinin Web Tasarımı ve Programlaması Çetiner Web tarafından yapılmıştır.
    Sitemiz Google Directoryde World > Türkçe > ... > Sanatçı ve Gruplar > Rock > Cem Karaca kategorisi altında yer almaktadır.
    Türkü Sözleri,oyunlar, Liman Müzik Şiir